Dévoyé

Dévoyé

10.05.2022 – 14.06.2022

Artists

serra duran
murat önen
metehan törer
sonja yakovleva

Dévoyé(1)

The human body nowadays is a political object, to such an extent that this body in question composed of flesh and blood itself has generated a global industry that can transform from space to space, where we can change the parts we do not favor or cover them up. The instrumentalism of the body is disguised in the curves, hairs, indentations and protrusions.

The system which designates harshly the fundamental principles of pleasure from one period to another this time activates porn, that exposes everything. Porn as a triology of obviousness, pleasure and meaningfulness is nothing else than the powerful elevation of the female having pleasure; everything takes place simply to bury the everexisting uncertainty over the “black continent”. From now on, the female shall have pleasure and know the reasons for which she has them. Female will become the symbol of pleasure by rendering femininity visible and pleasure, the symbol of sexuality.(2) 

Seducing is far more unique and noble compared to sexuality which is why we find it much more valuable. This practice was considered the strategy of the devil and the main principle of constant evil according to celestial religions. In order for morality to function accurately, this body granted to human beings must be enduring just as much as fragile. These duties assigned to mortal bodies causes them to self-function and to shine by self-functioning. This is an impeccable cycle, it is not desired so frankly for the body to shine; morality conceals once again.

According to Baudrillard, the body which we continuously refer to has no other reality than to be a model of sexuality and productivity. Our bodies is such a capital that it can create with the body that energizes a workforce with one move, a body that we imagine as the sanctuary of spiritual energy and urge, desire and unconciousness in today’s world. In Pasolini’s work The 120 Days of Sodom, every kind of reversibility(3) can be extinguished when a cruel logic awarns. There, everything is irreversibly masculine and deceased. Even in torture the interbedded partnership in crime is annihilated. Everything consists of an inanimate torture, a crime committed insensitively and a cold intrigue. Satisfaction is a mine roused, it is a technological product of the mechanical system in their bodies, a logistic of pleasure. The first moment encountered with a pornographic image is shocking, similar to the striking bewilderment of a Déjà vu moment. This (supposed) mine is documented closely under powerful lights, so closely that the body is no longer itself but is rather transformed into an extensively detailed and clear, unpleasant landscape.

There exists also a reverse version of Déjà vu which is called jamais vu. One meets the same people and goes constantly to the same places; but feels as if it is the first encounter every time. Everybody is always a stranger. Nothing is familiar.

Can Akgümüş

 

  1. Fr. Seduced.
  2. Seduction, Jean Baudrillard, Ayrıntı Publishing House, 2014
  3. capable of changing direction at any time under the effect of an infinitesimal change in the conditions of occurrence of an event (physical, chemical and mechanical transformation)

Dévoyé(1)

Günümüzde insan bedeni artık siyasal bir objedir. Öyleki bu etten kemikten objenin kendisi sevmediğimiz yerini değiştirebildiğimiz, örtüp açtığımız; mekandan mekana dönüşebilen bir küresel sanayi doğurmuştur. Bedenin araçsallığı, kıvrımlarına, tüylerine, girintilerine ve çıkıntılarına gizlenmiştir. 

Bir çağdan ötekine, hazzın temel ilkelerini katıca belirleyen sistem, bu defa her şeyi açıkça sergileyen pornoyu devreye sokar. Apaçıklık, haz ve anlamlılık üçlemesi olarak porno, haz duyan dişilin kuvvetli bir biçimde yükseltilmesinden başka bir şey değildir; sırf, “siyah kıta” üstünde öteden beri dolaşan belirsizliği gömebilmek için yapılır her şey. Bundan böyle kadın haz duyacaktır ve neden haz duyduğunu da bilecektir. Bütün dişilik görünür hale getirilerek hazzın amblemi kadın, haz ise cinselliğin amblemi olacaktır.(2) Siyasallaşmış bu bedenin (bedenlerin) ise tek anahtarı yine eril olana verilir.

Baştan çıkarma, cinselliğe göre çok daha eşsiz ve soyludur ve bu nedenle onu çok daha değerli buluruz. Semavi dinlere göre şeytanın stratejisi sayılan bu eylem, daima kötünün ve kötülüğün temel prensibiydi. Ahlakın doğru işleyebilmesi adına, insana bahşedilen bu bedenin kırılgan olduğu kadar dayanıklı da olması gerekir. Ölümlü bedenlere yüklenen bu vazifeler, onun kendisini işler kılmasına, işledikçe de parlamasına sebep olur. Bu kusursuz bir döngüdür, bedenin çok parlaması da açıkça istenmez; ahlak yeniden örtüyü çeker.

Baudrillard’a göre zaten bedenin, durmaksızın başvurduğumuz şu bedenimizin cinsel ve üretken bir model olmaktan başka bir gerçekliği de yoktur. Bedenimiz öyle bir sermayedir ki, tek bir hareketle işgücüne enerji veren beden ile günümüzde arzunun ve bilinçdışının, ruhsal enerji ile itkinin tapınağı olarak hayal ettiğimiz bedeni yaratabilir. Pasolini’nin Sodom’un 120 Günü adlı eserinde her tür tersinirlik(3) acımasız bir mantık uyarınca ortadan kaldırılır. Orada her şey, geri dönüşü olmayan bir biçimde eril ve ölüdür. İşkencede bile cellatlarla kurbanların suç ortaklığı ve iç içeliği yok olmuştur. Her şey cansız bir işkenceden, duygusuzca işlenmiş bir suçtan, soğuk bir entirkadan ibarettir. Haz, yatağından çıkarılan bir maden, bedenlerdeki makine sisteminin teknolojik bir ürünü, zevklere dair bir lojistiktir. Pornografik imgeyle karşılaşılan ilk an şok edicidir, etkisi tıpkı bir Déjà vu anının vuruculuğuna ve sersemleticiliğine benzer. Nadir bulunan bu (sözde) maden güçlü ışıklar altında çok yakından kaydedilmiştir. Öyle ki o artık bedenin kendisi değildir, aşırı detaylandırılmış ve net, nahoş bir peyzaja dönüşmüştür.

Déjà vu’nun bir de tersi vardır. Buna jamais vu denir. Sürekli aynı insanlarla karşılaşıp aynı yerlere gidersiniz; ama her seferinde ilk kez olmuş gibi hissedersiniz. Herkes her zaman yabancıdır. Hiçbir şey tanıdık gelmez.

Can Akgümüş

 

  1. Fr. Baştan çıkmış. 
  2. Baştan Çıkarma Üzerine, Jean Baudrillard, Ayrıntı Yayınları, 2014
  3. bir olayın oluşum koşullarındaki sonsuz küçük bir değişikliğin etkisiyle herhangi bir anda yön değiştirebilen (fiziksel, kimyasal ve mekanik dönüşüm).