haze on the horizon

haze on the horizon

18.03.2022 – 23.04.2022

Artist

şant mengücek

The Field of Hazy Paintings

The paintings in Şant Mengücek’s exhibition Haze On The Horizon exist in a hollow. In the works that
are curled under the visible and trying to dismantle the existing, there are different series of signs in
the meanwhile. In other words; there are actions of suspense in the positions where the paintings
stand. Then we can mention the state of the artist carrying certain tensions to the surface. Şant
Mengücek is in an effort for the walls to be damaged walls and the fences to be open by establishing
different worlds.

So what does it mean for an artist to establish worlds?

The outburst in the paintings is an intervention that concerns creating tension and turning
representational structures upside-down, which we could also call an outward sprawl.

On the other hand, the artist does not pretend to stand in front of the power-filled worlds which he
paints. On the contrary, he doesn’t mind looking into the eyes of the dark fields that are formed
because he lives there. The paintings in the exhibition serve as answers to the issues that the artist
himself has seen and experienced. So much so that, Şant Mengücek is not afraid to hold his brush
against the darkness by depicting the forms of oppression that occur in social spaces and surround
the crowds. In his works, phenomena such as technology addiction, bureaucracy, environmental
pollution and workers’ struggle are visible. The plots created in paintings dominated by chaotic figures,
objects and dark/hazy colors create various signals. Here we are on the threshold of the worlds that
Şant Mengücek has built. In other words, the problems we experience are expressed with different
visual arrangements whilst being addressed. Thus, while the artist’s aesthetic perspective pierces the
chaos, he invites the audience to discuss these dark surfaces. In this respect, every painting is worth
being portrayed as a plotline. The exposure of exploitation which causes feelings such as grief and
pain, turns into a flow of meaning in the exhibition. There are changes in scenes regarding forms of
oppression. The plots that emerge and contain power rhythms are hidden in the stances of the figures
in the paintings.

The titles of the works in the exhibition especially underline these imposing, domineering and
dominating dynamics: Follow the rules’, ‘Confusion’, ‘Thirsty’, ‘The Overtime’, ‘Sacrifice’, ‘Journey of
the commoners’, The last hope is the under the ashes’, ‘While the masked man grows up’, ‘Ripped
apART’…

The artist, in the exhibition Haze on the Horizon, does not back down from showing our own fragility,
the dangerous arrangements that surround our lives or fragments about the trajectory of the world.

This question is beside us as the exhibition exist in a hollow: How does potency function?

İlker Cihan Biner

Puslu Resimler Alanı

Şant Mengücek’in Haze On The Horizon sergisindeki resimler bir oyukta duruyor. Görünenin altına
kıvrılmış, var olanı sökmeye çalışan eserlerde aynı zamanda farklı işaretler dizisi var. Başka bir
ifadeyle; resimlerin durduğu konumlarda askıya alma eylemleri söz konusu. O zaman sanatçının belli
gerilimleri yüzeye taşıma durumundan bahsedebiliriz. Şant Mengücek farklı dünyalar kurarak
duvarların aşındırılması, çitlerin açılması için çaba içinde.

Peki sanatçının dünyalar kurması ne demek?

Resimlerdeki taşkınlık, dışa serilme de diyebileceğimiz gerilim yaratan ve temsili yapıları alt-üst
etmeye ilişkin bir müdahale.

Öte yandan sanatçı resmettiği iktidar dolu dünyaların önünde duruyormuş gibi yapmıyor. Aksine orada
yaşadığı için, oluşan karanlık sahaların gözünün içine bakmakta sakınca görmüyor. Sergideki resimler
sanatçının gördüğü, deneyimlediği meselelere cevap niteliğinde. Öyle ki; Şant Mengücek toplumsal
sahalarda oluşan, kalabalıkları saran baskı biçimlerini resmederek fırçasını karanlığa karşı tutmaktan
korkmuyor. Eserlerinde teknoloji bağımlılığı, bürokrasi, çevre kirliliği, işçi mücadelesi gibi olgular
görünür hâlde. Kaotik figürlerin, nesnelerin, koyu/puslu renklerin hâkim olduğu resimlerde yaratılan
olay örgüleri çeşitli sinyaller yaratıyor. İşte Şant Mengücek’in kurduğu dünyaların eşiğindeyiz.
Yaşadığımız sorunlar ele alınırken farklı görsel düzenlemelerle ifade ediliyor. Böylelikle sanatçının
estetik perspektifi kaosu delerken seyirciyi de bu karanlık yüzeyleri tartışmaya davet ediyor.
Her bir resmi olay örgüleri olarak tasvir etmenin bu açıdan değeri var. Keder, acı gibi duygulara yol
açan sömürünün açığa çıkışı sergide anlam akışına dönüşmüş durumda. Baskı biçimlerine dair sahne
değişimleri söz konusu. Ortaya çıkan ve iktidar ritimleri barındıran olay örgüleri resimlerdeki figürlerin
duruşlarında saklı.

Sergideki eserlerin adları da bu dayatan, zorbalık kuran, hükmeden dinamiklerin özellikle altını
çizmekte: ‘Follow the rules’ ‘Confusion’, ‘Thirsty’, ‘The Overtime’, ‘Sacrifice’, ‘Journey of the
commoners’,, The last hope is the under the ashes’, ‘While the masked man grows up’, ‘Ripped
apART’…

Haze on the Horizon sergisinde sanatçı kendi kırılganlığımızı, içine gömüldüğümüz ve yaşamlarımızı
saran tehlikeli düzenlemeleri ya da dünyanın gidişatına dair bazı parçaları göstermekten geri adım
atmıyor.

Sergi askıda dururken şu soru yanı başımızda: İktidar nasıl işliyor?

İlker Cihan Biner