the breeze the embodiment of water



the breeze the embodiment of water

06.11.2021 – 04.12.2021

Artists

tom van veen

Within the exhibition ‘The Breeze, The Embodiment of Water’ the shadows or persons occurring in the paintings are depicted in artificial light, both neon as well as the white TL. It says something about our gaze towards nature or our surrounding. The make-able world who’s on its end. Like Bruno Latour talks in Face à Gaïa, 2017, about the static landscape, which has become fluid in the last couple of years. Not any longer we are this small creature in an overwhelming sublime nature, but the giant crushing it. (An entity seemingly so lasting turns out to be vulnerable. A feeling of decay.)

For example, the triptych ‘Neon Shadows I, II & III’ (2021), shows an esthetic image with an ominous glow when you come closer. The skin and the texture of the painting arises, accentuated by the hard stroke upwards in the eye of the face or the contours of the shadow posing as an angel. Almost like a trip where everything seems real and clean and collapses after a few seconds.

On the other hand, shows ‘Love = Love’ (2021) a certain kind of beauty expressed within fabric. The social interaction in between contemporary signs, shows another side, more one of a bigger community. Where all are loved and being loved. With this van Veen wants to not only express the ominous but also show the interaction and possibilities of a community.

The fashion related subject come from his interested in the message of the medium. In this case the clothes; the human becoming the pedestal of the several context layers by wearing the pieces. Within his works he goes in on codes and contemporary currents. Within a collaboration with Museum Boijmans van Beuningen & The New Originals they already collectively expressed this progressive language embedded in clothes. With Museum Boijmans van Beuningen being a vanguard of this and the clothes of The New Originals embodying this gesture, van Veen made a performance together with several paintings where the creations off The New Originals became a uniform for this message: “We move as One”.

The paintings seen in ‘The Breeze, The Embodiment of Water’ appear digitally as snapshots when standing in front of them, but Van Veen attaches importance to the paint, brush stroke, surface and believe that when seen in real life they are more likely to give an experience of delay inherent in painting (you can see / feel the time it took to create the image).

The narrative of the works is not only based on texts and performance writing by van Veen, but definitely also on the surroundings. The romance of both the country Turkey as its capital Istanbul flows through in the works. The attention and space for rituals impressed van Veen. From there, the slippers lie in space as a gesture to shoot into the slippers and take on the artist’s gaze. After that, you can take another viewer to another place by taking the slippers there.

Exhibition Text by Tom van Veen

Van Veen’in temel pratiği resimdir ancak performans, anlatı metinleri ve heykel gibi çeşitli pratiklerle de çalışmaktadır. Çağdaş ikonlar, kolektif hafıza ve bağlantısallık üretimlerinde tekerrür eden konu başlıklarıdır. Van Veen’in yağlı boya resimleri genellikle, eyleme yeni başlamış, hareketsiz veya donakalmış genç insanları tasvir eder. İşlerinde çoğu şeyi yutan ve belli gölgeleri soluklaştıran şiddetli bir ışığın, belirli renkler arasında karşılıklı bir etkileşimi mevcuttur.

‘The Breeze, The Embodiment of Water’ sergisindeki işlerde yer alan figür ve gölgeler, neon ve/veya beyaz ışık gibi yapay ışıkta resmedilmiştir. Bu resmediş, doğaya ve çevreye bakışımıza ve sona ermekte olan ‘-ebilir bir dünyaya’ dair bir şeyler söyler. Bruno Latour’un 2017’de yayımlanmış ‘Face à Gaïa’ isimli kitabında değindiği üzere durgun manzara, son birkaç yılda akışkan hale gelmiştir. Latour’ a göre baskın ve yüce doğadaki küçük birer yaratık olmaktan çıkıp onu ezen devler haline gelmişizdir. 

Örneğin, üç parçadan oluşan ‘Neon Shadows I, II & III’ (2021), yaklaştığınızda uğursuz bir parıltıyla estetik bir görüntü sergiler. Resmin derisi ve dokusu, yüzde bulunan göze doğru yukarı yönlü sert fırça darbeleriyle ve bir melek gibi davranan gölgenin konturlarıyla vurgulanarak ortaya çıkar. Neredeyse her şeyin gerçek ve temiz göründüğü ve birkaç saniye sonra çöktüğü bir yolculuk gibi.

Öte yandan ‘Love = Love’ (2021) kumaşın resmedilmesiyle ifade edilen belirli bir güzellik türünü gösterir. Çağdaş simgeler arasındaki sosyal etkileşim, daha büyük bir topluluğun bir diğer yanını, daha fazlasını gösterir. Herkesin sevdiği ve sevildiği yer. Bununla van Veen, sadece uğursuz olanı ifade etmekle kalmayıp, aynı zamanda bir topluluğun etkileşimini ve olanaklarını da göstermek istiyor.

Modaya dair kısım, medyanın mesajına olan ilgisinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda; insanlar giysi parçaları giyerek çeşitli bağlam katmanlarının esası haline gelir. Çalışmalarında kodlara ve güncel akımlara girer. Museum Boijmans van Beuningen ve The New Originals ile iş birliğiyle, giysilere iliştirilmiş bu ilerici dili zaten toplu olarak ifade etmişlerdi. Museum Boijmans van Beuningen’in öncülüğü ve The New Originals’ın bu düşünceyi somutlaştıran kıyafetleriyle van Veen, The New Originals’daki kreasyonların bu mesaj için bir üniforma haline geldiği birkaç tabloyla birlikte bir performans sergiledi: “We Move as One”.

Sergide yer alan eserler dijital ortamda izlendiğinde birer enstantane fotoğraf gibi görünse de Van Veen boyaya, fırça darbelerine, yüzeye anlam yükler. Eserlerin gerçek hayatta görüldüğünde resmin doğasında var olan gecikme deneyimini aktarma ihtimalinin daha yüksek olduğuna inanır.  Bu durumda izleyici sanatçının imgeyi oluştururken geçirdiği zamanı da hissedecektir.

Eserlerin anlatımı sadece van Veen’in metinlerine ve performans yazılarına değil, kesinlikle çevresine de dayanıyor. Hem Türkiye’nin hem de merkezlerinden İstanbul’un romantizmi eserlere yansımaktadır. Ritüellere gösterilen ilgi ve bunlara adanmış alan van Veen’i etkilemiştir. Sergi alanına yerleştirilen terlikler, eserleri sanatçının gözünden görüntüleyebilmeniz için bir jest olarak konulmuştur. Sonrasında bu terlikler başka izleyicilerle başka konumlara götürülse de bu etkileşim devam edecektir. Oradan, terlikler, terliklere ateş etmek ve sanatçının bakışlarını almak için bir jest olarak uzayda uzanır. Ondan sonra oradaki terlikleri alarak başka bir izleyiciyi başka bir yere götürebilirsiniz.

Sergi Metni, Tom van Veen